Ceylan Önkol Anıtları

1980’li ve 90’lı yıllarda yaşanan silahlı çatışmalardan hemen sonra, Kürt meselesi konusunda kayda değer bir çözüm girişimi ortaya çıkmadı. Yaşanan savaş nedeniyle yaşamını yitiren insanların sayısı tam olarak hala bilinmese de, binlercesi sivillerden oluşan on binlerce insanın hayatını kaybettiği biliniyor. Öldürülen siviller arasında, çocukların sayısı da oldukça yüksek. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına bakıldığında, 1988 yılından 2012 yılının Ağustos ayına kadar geçen sürede öldürülen çocuk sayısının 501 olduğu tahmin ediliyor. Henüz 12 yaşındayken öldürülen Ceylan Önkol da yaşam hakkı elinden alınanlar arasında. Ceylan, Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyü yakınlarında ailesinin hayvanlarını otlatırken 28 Eylül 2009 tarihinde öldürüldü. Öldürüldüğünde köyde bulunanların ve Ceylan’ın ailesinin tanıklığına göre, Ceylan, PKK gerillası sanıldığı için bir havan mermisi ile TSK tarafından vuruldu. Türk Silahlı Kuvvetleri ise o saatlerde ilgili bölgede herhangi bir askeri faaliyetinin olmadığını iddia etti. Yapılan ilk otopsi sonucuna dayanarak, devlet yetkilileri Ceylan’ın ölümünün elindeki tahta ile patlayıcı bir maddeye dokunması sonucunda gerçekleştiğini savundu. Bağımsız bir tıbbi rapora göre ise, otopsi hatalı bir biçimde gerçekleştirildi. Bu rapora göre, patlamanın gerçekleştiği anda Ceylan yerde bulunan herhangi bir patlayıcı maddeye dokunmadı. Patlama gerçekleştikten sonra olanlar Ceylan’ın neden ve nasıl öldürüldüğüne dair fikir verebilir. Ceylan’ın ailesi ve diğer köylüler yaklaşık 6 saat boyunca Ceylan’ın parçalanmış bedeninin yanında, kanıt oluşturabileceği düşüncesiyle olay mahallinde beklediler. Lakin bölgenin güvenlik riski arz ettiği gerekçesiyle, TSK savcının olay mahalline gelmesine 3 gün boyunca müsaade etmedi. Her ne kadar Ceylan’ın avukatları bu usulsüzlüğü ilerleyen aylarda mahkemeye taşımış olsalar da, olayın aydınlanmasını engellemek adına bu yapılanlardan sorumlu olanlar herhangi bir soruşturmaya uğramadılar. Ceylan’ın öldürüldüğü köye savcılar gelmediği için, Ceylan Önkol’un ailesi ile diğer köylüler Ceylan’ın parçalanmış bedenini yakındaki jandarma karakoluna götürdü. Bu süreç, başta Ceylan’ın annesi olmak üzere, tüm köylülerde tarifi oldukça zor psikolojik yıkıntılara sebep oldu. Diğer yandan, Ceylan’ın öldürüldüğü noktaya yakın olan askeri birlikte bulunan askerlerin olaydan hemen sonra askeri birlik dışından herhangi biriyle telefon yoluyla iletişim kurması engellendi. Bu gelişme, TSK’nın Ceylan’ın ölümündeki rolünü gizlediğine ilişkin güçlü kanıları daha da kuvvetlendirdi.

Olayın ardından başlatılan hukuki süreç ise Ceylan’ın ailesinde adaletin yerini bulduğuna veya bulabileceğine dair hiçbir kanı oluşturmadı. Hükümetin ortaya koyduğu raporlar da ordunun Ceylan’ın ölümündeki rolüne değinmedi. Bununla birlikte, savcılık dava dosyasına gizlilik ilkesi uygulanacağını duyurdu ve avukatları hukuki süreçle alakalı bilgilendirmeyi reddetti. Olayın üstünden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen, savcılar hala olayı araştırdıkları gerekçesiyle dava açmaktan kaçındılar. Ardından, Ceylan’ın ailesinin avukatları bu dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.

Durum

Tamamlanmış

Tarih

2010

Destekçiler

Projenin Anlam ve Kapsamı

Ceylan Önkol’a adanan hafızalaştırma projelerinin ortaya çıkmasının birincil nedeni, hem Ceylan’ın ailesinin Ceylan’ın öldürülmesine ve sorumluların cezasızlıktan faydalanmasına duydukları tepkiydi. Ceylan’ın 2009 yılında öldürülmesinden sonra, çeşitli BDP belediyeleri Ceylan’ın adını kolektif hafızada canlı tutmak adına bir dizi hafızalaştırma projesine girişti. Kasım 2009’da, Van’ın Özalp İlçesi’nde yapılan bir parkın adı, ilçede yaşayan insanların talepleri doğrultusunda Ceylan Önkol Parkı olarak belirlendi. Diğer bazı Kürt illerinde de Ceylan’ın adının parklarda yaşatılması yönünde girişimler oldu. Sonraki yıl, Diyarbakır merkezinde bulunan Kayapınar Belediyesi, Ceylan’a ve öldürülen diğer Kürt çocuklarına atfedilen bir park inşa etti. 10 Temmuz 2010 tarihinde bu park kullanıma açıldı. Yaklaşık 1 ay sonra, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, Ceylan Önkol Kadın Parkı adıyla yeni bir park daha açıldı. Bu parkın içinde, Ceylan Önkol’ın bedenine ne olduğunu tasvir eden, Ceylan ve annesini simgeleyen ve savaşın tüm kadın mağdurlarına atfedilen bir heykel de bulunuyor. Parkın açılışına Ceylan’ın annesi ve akrabaları da katılarak anıtın açılışını gerçekleştirdi. Ceylan’ın defnedilmesinin ardından, 2009 yılı Ekim ayında, bir grup sanatçı dayanışma içinde olduklarını göstermek adına Ceylan’ın ailesini ziyaret etti. 2010 yılında, Ceylan’ın öldürülmesinin yıldönümünde, AKP milletvekili Zeynep Dağı’nın da katıldığı bir törenle bir grup aktivist ve siyasetçi Ceylan’ın mezarı başında gerçekleştirilen anma törenine katıldı.

Projenin Etkileri

Ceylan’a atfedilen hafızalaştırma çalışmaları bir yanıyla adaletin tesis edilmesi amacıyla mücadeleyi sürdürmek için yapılsa da, diğer yanıyla da Ceylan’ın annesinin ve akrabalarının yaşadıkları acının tanınması anlamıyor geliyor. Ceylan için gerçekleştirilen eylemler, ziyaretler ve hafızalaştırma projeleri, ailenin belirli bir düzeyde dayanışma içinde olunduğunu hissetmesini sağlıyor. Ceylan’a ilişkin yapılan hafızalaştırma projelerinin üç biçimde sürdüğü söylenebilir. Öncelikle, Ceylan’ın mezarının ziyaret edilmesini ve gerçekleştirilen gösterileri de kapsayan bir dizi kolektif eylemler olarak devam ediyor. İkinci olarak, Meclis’te yer alan Kürt milletvekillerinin Ceylan’ın öldürülmesine ilişkin hakikatlerin ortaya çıkarılması adına verdikleri soru önergeleri ve araştırma komisyonu kurulması önerileriyle devlet yetkililerini adım atmaya zorluyor. Üçüncü olaraksa birbirini tamamlayan somut hafızalaştırma projeleri gerçekleştirerek Ceylan’a dair hafızayı canlı tutma ve adaletin yerini bulması için mücadele etmeyi amaçlayan faaliyetler sürüyor. Ceylan Önkol için yapılan hafızalaştırma çalışmaları sonrasında, Ceylan’ın, devletin Kürt çocukları üzerinde uyguladığı baskı ve yok etme politikalarının bir simgesi haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Karşılaşılan Zorluklar

Bu süreçte karşılaşılan en ciddi zorluk, Ceylan’ın öldürülmesine ilişkin hakikatleri gizleyen ve adaletin yerini bulmasını engelleyen devlet yetkilileri oldu. Diğer bir zorluk ise Ceylan’ın ailesine yönelik süregiden devlet baskısı. Ceylan’ın ölümüne ilişkin hazırlanan askeri raporda, Ceylan’ın ailesinin PKK ile ilişkili olduğu, mahkemeden adalet istemedikleri, ziyadesiyle maddi çıkar peşinde oldukları için devlet yetkililerini ölümden sorumlu tuttuklarına ilişkin ifadeler yer aldı.  Ceylan’ın ölümüne dair sorumluluk üstlenilmedi ve ailenin yaşadığı acı tanınmadı. Ayrıca ailenin TSK’yı suçlamaması için aileyi susturmak niyetiyle devlet kurumları da büyük çaba sarf etti.