Adnan Menderes Mozolesi

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından hemen sonra başlayan tek-parti iktidarı, II. Dünya Savaşı bitimine yani iki partili rejimin başlamasına kadar sürdü. Hem ABD’nin Kemalist rejime yapmış olduğu baskılar sonucu hem de Türkiye’nin dönüşen iç dinamikleri nedeniyle ilk çok partili, demokratik seçim ancak 1950 yılında gerçekleştirildi. Seçilme sürecinde demokrasinin seviyesini artırma sözleriyle Demokrat Parti 1950 seçimlerinde birinci parti seçildi ve Adnan Menderes’in başbakanlığını yaptığı kabineyle aynı yıl içinde hükümeti kurdu. Her ne kadar Demokrat Parti demokratikleşme sürecini devam ettireceğine ilişkin verdiği sözleri tutmamış olsa da, Kemalist rejimin tepeden inmeci laiklik, modernleşme ve Türkleştirme politikalarını uygulayan kurumsal yapılarını geriletti ve toplumun muhafazakâr kesimleri üzerindeki baskıyı azalttı. 1954 yılında gerçekleşen Genel Seçimler’den hemen önce, Demokrat Parti çeşitli muhalif gruplara karşı baskı politikalarını arttırdı ve Kemalist rejime bağlı olan toplumsal, ekonomik ve siyasi grupları çeşitli güç alanlarından uzaklaştırdı. Var olan çoğunlukçu seçim sistemi nedeniyle, özellikle tarımsal kalkınma ile liberal ekonomi politikalarından faydalanan kırsal nüfusun desteğiyle, Demokrat Parti izleyen seçimlerde de iktidarda kalmayı başardı.  Muhalefetin güçlenmesiyle birlikte, Demokrat Parti ifade özgürlüğünü kısıtlayan, basına yönelik sansürü arttıran ve muhalif devlet görevlilerini emekli olmaya zorlayan bir dizi yasa çıkardı. 1950’li yılların ortasından itibaren kötüleşmeye başlayan ekonomik göstergeler DP hükümetinin artmakta olan baskı politikalarıyla paralel bir seyir izledi. 1960 yılına gelindiğinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan genç subaylar, CHP’nin zımni desteğiyle, bir askeri darbe gerçekleştirerek iktidara el koydu ve DP hükümetini yasadışı ilan etti. İzleyen süreçte, Yassıada’da Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılanmasına başlandı. Bu yargılama süreci, Adnan Menderes başta olmak üzere, DP liderlerini halk nezdinde itibarsızlaştırma kampanyasına dönüştürüldü. Yapılan duruşmalar sonrasında DP liderlerinin T.C. Anayasasını ihlal ettikleri gerekçesiyle idama mahkûm edilmelerine karar verildi. 16 Eylül 1961’de Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Sonrasında, Menderes, ailesi haricindeki sivillere kapalı olan askeri bölge olan İmralı adasına gömüldü.

Durum

Tamamlanmış

Tarih

1990

Destekçiler

Projenin Anlam ve Kapsamı

Menderes’in idam edilmesi, DP’ye destek verenler arasında sonraki on yıllarda Menderes’e beslenen sempatinin azalmasına yol açmadı. Menderes ilerleyen zamanlarda da kırsal kesimde yaşayanlar ile toplumun muhafazakâr kesimleri arasında popülerliğini sürdürdü ve Kemalist nizam bünyesinde yer alanlar için sıkıntı kaynağı addedilirken Türkiye’deki sağ partiler için sembol isimlerden birisi oldu. 1990 yılında Menderes için bir mozole yapılmasının amacı, Menderes’in itibarının iade edilmesini sağlamak ve bıraktığı siyasi mirasa saygı duyulduğunu göstermekti. DP kapatıldıktan sonra açılan sağ partiler için Menderes, Kemalist rejim mağduru olarak görüldü. Bu bağlamda, bu projenin ikincil amacının militarist rejimin sağ siyaset içinde yaratmış olduğu mağduriyetlere vurgu yapmak olduğu söylenebilir. Bu hafızalaştırma girişiminin Menderes’e dair benzer çabaları da tetiklediğini söylemek mümkün. Menderes’in mozolesi, DP döneminde yapılan ve isimlendirilen caddelerden birisi olan Vatan Caddesi’nde yer alıyor.. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti. Menderes’in, Zorlu ve Polatkan’ın naaşları dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve onbinlerce insanın katılımıyla Adnan Menderes Anıt Mezarı’na nakledildi. 1994 yılında, R. Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, bu caddenin adı Adnan Menderes Caddesi olarak değiştirildi. Bununla birlikte, 2013 yılında kamuoyuna duyurulan ve yapımına başlanan Demokrasi Müzesi de, DP duruşmalarının gerçekleştiği Yassıada’da, DP liderlerini anmak amacıyla yapılmaktadır. Ayrıca, Yassıada’nın ismi de “Demokrasi ve Özgürlük Adası” olarak değiştirildi.

Projenin Etkileri

Bu projenin yaratmış olduğu etkiler, Türkiye’deki sağ partilerin yükselişi ile yakından alakalı oldu. Kemalist orduyu protesto etmenin dolaylı bir yolu olarak, birçok sağ parti Adnan Menderes’in sembolik değerine yaslanmaya çalıştı. Hâlihazırda AKP hükümeti muhafazakâr değerleri teşvik ettiği, askeri müdahalelere karşı toplumsal bir kesim yaratmaya çalıştığı ve Menderes’in siyasi mirasını doğrudan sahiplendiği için, bu projenin etkisi son yıllarda daha da artmakta. Bu minvalde, hemen her yıl, on binlerce insan Adnan Menderes’in mozolesini ziyaret ediyor. Özellikle Menderes’in ölüm yıldönümünde yapılan anma etkinliğine devlet yetkilileri de dâhil olmak üzere binlerce kişi katılmakta. Diğer yandan, sağ siyaset sahnesindeki diğer bir popüler isim olan Turgut Özal’ın mozolesine oldukça yakın olması hasebiyle, Menderes’in kabrini ziyaret edenlerin sayısı da bir süreklilik arz etmektedir.

Karşılaşılan Zorluklar

Proje başlı başına dolaylı yoldan Kemalist rejimi itibarsızlaştırdığı için, bu hafızalaştırma çabasının önünde engel teşkil eden aktörler arasında Türk Silahlı Kuvvetleri ve aynı çizgide siyaset yapan sivil siyasi oluşumlar yer aldı. Örneğin, 1961 yılında Menderes’in gömüldüğü yere gönüllü olarak mezarlık inşa etmeye çalışan bir müteahhit hakkında soruşturma başlatılmıştı. Bununla birlikte, Menderes için herhangi bir biçimde anma veya anıt yapmak suçu ve suçluyu övme kapsamına girdiği için Menderes’e yasal yollardan iade-i itibar yapılması gerekmekteydi. Bu yasal sınırlamayı kaldırmak adına 1990 yılı Nisan ayında 3623 sayılı kanun çıkarıldı. Sonrasında, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da katıldığı büyük bir anma etkinliği düzenlenerek Menderes’in mezarı Topkapı’daki mozoleye getirildi. 2011 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni ışıklandırma ve mimarı tasarım yapılarak mozole yenilendi.