Seyid Rıza Parkı ve Heykeli

Ağırlıklı olarak Kürt Alevilerin yaşadığı Dersim bölgesi, Osmanlı devletinin 19’uncu yüzyılda başlayan merkezileştirme politikaları karşısında on yıllar boyunca kayda değer bir direniş sergiledi. Kürt Alevilerin sahip oldukları yerel kültürel ve siyasi özerklik, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarafından da devletin egemenliğine yönelik bir tehdit olarak görüldü. Seyid Rıza, bölgede sadece Hesenan aşiretinin lideri olarak değil aynı zamanda Dersim bölgesinin dini lideri olarak önde gelen figürler arasında yer almaktaydı. 1937-38 yıllarında, bölgedeki direnişi kırmak adına Türk devleti tarafından Dersim bölgesine yönelik iki askeri operasyon gerçekleştirildi. Bu askeri harekâtlar esnasında Dersim’de yaşayan insanlara yönelik büyük ölçekli insan hakları ihlalleri işlendi. Her ne kadar kesin sayılar hala bilinmiyor olsa da, Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu açıklamaya göre 13.806 kişi bu operasyonlar sürecinde katledildi. Ocak 1937’de, Seyid Rıza, yaşanan silahlı çatışmaları ve kitlesel katliamı sona erdirmek adına operasyona komuta eden ve bölgenin Umumi Müfettişi olan General Aptullah Alpdoğan ile görüşmesi için oğlunu aracı olarak yolladı. Buna rağmen Seyid Rıza’nın oğlu öldürüldü ve katliam devam etti. Yılın sonuna gelindiğinde, devam etmekte olan ölümleri durdurma beklentisiyle, Seyid Rıza, yaşam hakkının korunacağına dair verilen sözler sonrasında Alpdoğan’a teslim oldu. Sonrasında neler olduğuna ilişkin bilgiler, daha sonra Dışişleri Bakanlığı da yapacak olan İhsan Sabri Çağlayangil’in tanıklığına dayanmaktadır. Hızlı bir şekilde gerçekleşen “yargılamalar” sonrasında, iyi Türkçe bilmeyen Seyid Rıza’nın yüzüne mahkemenin verdiği idam kararı okunduktan hemen sonra, Seyid Rıza Elazığ’da infaz edildi.

Seyid Rıza idam edildikten sonra geniş çaplı yaşam hakkı ihlalleri hava bombardımanlarının da operasyona katılmasıyla devam etti. Nihai olarak, bölgede kalan Kürt Alevileri Türkiye’nin batı bölgesine sürgün edildi. Türk ordusunun sahip olduğu belgeler hala kamuya açık olmadığından dolayı Seyid Rıza’nın bedeninin nereye gömüldüğü konusunda herhangi bir malumat bulunmamakta. Bu minvalde, Seyid Rıza’nın torunları, dedelerinin bedenine ne yapıldığını veya bedeninin nereye gömüldüğünün açıklamasını talep etmekte. Diğer bir yandan, Dersim katliamı, 2009 yılında CHP Milletvekli Onur Öymen’in TBMM’de yaptığı konuşma esnasında katliamı meşru gören sözler söylemesinin ardından ana akım medyada da tartışma konusu olmaya başladı. Bu tartışmaların artmasına paralel olarak Seyid Rıza’nın torunlarının tarihsel hakikatlerin ortaya çıkarılması adına yaptığı çağrılar daha fazla duyuldu. Lakin resmi kanallarla yapılan girişimler hala TSK’nın taleplere sessiz kalması nedeniyle herhangi bir sonuç üretmiş değil.

Durum

Tamamlanmış

Tarih

2009 — 2010

Destekçiler

Projenin Anlam ve Kapsamı

Tunceli Belediyesi tarafından Seyid Rıza’nın anılmasına yönelik proje kapsamında, Seyid Rıza’nın adını taşıyacak olan bir park içinde Seyid Rıza heykelinin yapılması vardı. Haziran 2010’da, projenin bitirilmesi sonrasında yapılan açılışta, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin tarafından yapılan konuşma, projenin hangi amaçlarla yapıldığını göstermektedir. Şahin’e göre, bu anıtın yapılmasının ardında yatan temel gaye, devlete ve ilgili siyasi partilere geçmişle yüzleşilmesi için bir çağrı yapmaktı. Ayrıca, Kürt meselesinin şiddet yoluyla çözülmesinin mümkün olmadığına ilişkin Türk devletinin Seyid Rıza anıtından ders çıkarması gerektiği de belirtildi. Bununla birlikte, Seyid Rıza anıtının, ölülerin heykellerinin dikilmesine gerek duyulmayacak bir geleceği umut etmek için bir vesile olduğu da söylendi.

Projenin Etkileri

Kürt meselesi bağlamında devletin gerçekleştirmiş olduğu katliamların tartışılması veya bu nedenle işlenen insan hakları ihlallerini sembolize eden anıtların yapılması uzun yıllar boyunca kasıtlı olarak engellendi. Dersim halkı, hem etnik kimliklerinin tanınması hem de Türk devletinin yürüttüğü inkâr ve asimilasyon politikalarının sebep olduğu acıların devlet nezdinde kabul edilmesi adına uzun bir süredir mücadele etmekte. Bu nedenle, Kürt Aleviler için Seyid Rıza, sadece geçmişe ait bir figür olmasının ötesinde anlamlar taşır. Hem devlet tarafından öldürülmüş bir dini önder olduğu için hem de Kürtlerin deneyimlediği kolektif acıları sembolize etmesinden dolayı, kamusal alanda Seyid Rıza’nın anılabiliyor olması Kürt Aleviler için olumlu etkilere sahip. Bu etkilerden birisi, geçmişte yaşanan acıların tanınması nedeniyle ortaya çıkan kısmi iyileşme hissiyatıdır. Diğer yandan, Başbakan R. T. Erdoğan’ın Dersim katliamını tanıması ve özür dilemesi sonrasında herhangi bir adım atılmamış olması nedeniyle bu heykelin sınırlı olarak pozitif bir etki yapabildiğini söylemek mümkün. Kürt Alevilerin kolektif taleplerinden birisi olan Seyid Rıza’nın gömüldüğü yerin açıklanması noktasında henüz bir gelişme olduğunu söylemek de zor. Diğer yandan, hükümetin Dersim katliamına ilişkin devlet belgelerini açıklama yönünde sözler verdiğini de not düşebiliriz.

Karşılaşılan Zorluklar

Türkiye’de tarihsel olarak devlet tarafından suçlu addedilen siyasi figürlere dair anma çabaları, çoğu zaman hafızalaştırma projesini yapan birey/kurum ile o bölgedeki devlet otoritesi arasında gerilimler yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Bu bağlamda, Seyid Rıza heykelinin yapılması ve adının Dersim’de bir parka verilmesi, hem büyük tartışmalara konu oldu hem de bir dava açılmasıyla sonuçlandı. Bu hafıza sahasının açılmasından hemen sonra, Tunceli Valiliği, Seyid Rıza’yı devlete karşı yapılmış silahlı bir isyanın lideri olarak gördüğü için Tunceli Belediye’sini suçu ve suçluyu övme yasası çerçevesinde dava etti. Diğer yandan, Dersim’de var olan farklı siyasi eğilimler nedeniyle hem projenin tasarlanma sürecinde hem de projenin sonraki aşamalarında kitlesel katılımın göreceli olarak sınırlı kaldığı da söylenebilir.