Sabahattin Ali Parkı ve Heykeli

1923 yılında Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan ve II. Dünya Savaşı sonrasına kadar devam eden Tek-Parti dönemi boyunca, Cumhuriyet Halk Partisi kendisine muhalefet eden siyasi partilere, gruplara ya da kişilere karşı hiç tolerans göstermedi. CHP, kuruluşundan hemen sonra, devlet ideolojisi olarak radikal laik bir anlayışı, etnik temelli Türk milliyetçiliğini ve katı merkeziyetçiliği içeren Kemalist doktrini benimsedi. Bu doğrultuda, herhangi bir alternatif siyasi proje veya perspektif önerisinde bulunan siyasi yapılanmalar ve kişiler mevkilerinden uzaklaştırıldı ve baskılara maruz kaldı. Nitekim 1920’li yıllarda kurulan CHP dışındaki her iki siyasi parti de illegal oluşumlarla ilişkili oldukları iddiasıyla kapatıldı. Bu baskı politikaları, sadece siyasi partilere değil aynı zamanda CHP politikalarına eleştirel yaklaşan sayısız muhalif gazeteciyi, aydınları ve siyasetçileri de hedef aldı. Bu dönemde ifade özgürlüğünün en minimum düzeyde kullanılmasına dahi müsaade edilmedi. Sadece siyasetçiler değil, gazeteciler ve aydınlar da bu dönemde cezaevlerine veya sürgünlere yollandı, hatta aralarından bazıları yaşamını yitirdi.

Tanınan bir entelektüel figür ve edebiyatçı olarak Sabahattin Ali, Tek-Parti döneminde kendi fikirlerini ifade etme konusunda oto-sansür uygulamayan isimler arasındaydı. 1932 yılında Mustafa Kemal’i eleştiren bir şiir okuduğu gerekçesiyle tutuklandı ve 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinden çıktıktan sonra işini kaybetmemesi için Mustafa Kemal’e olan “sevgisini” gösteren bir şiir yazmaya zorlandı. Diğer yandan, 1940’lı yıllarda çeşitli siyasi ve mizah dergilerinin yayın hayatına başlaması noktasında inisiyatif aldı, çıkardığı dergiler kapatıldı ve ardından üç aylık bir süre için yeniden cezaevine girdi. Sabahattin Ali’yi aynı dönemdeki diğer simalardan ayıran en önemli faktör, 1948 yılında Sabahattin Ali’nin kaybedilmesidir. Sabahattin Ali’nin yazdığı yazılar ve romanlar, II. Dünya Savaşı süresince faşist Almanya’yı destekleyen bazı ırkçı devlet yetkililerinin kendisine tepki duymasına yol açtı. Hem bu sebeple hem de devletin istihbarat ajanları tarafından “tehlikeli komünist” olarak görülmesi ve sürekli takip edilmesi hasebiyle, Sabahattin Ali can güvenliği için Türkiye’den kaçmaya karar verdi. Devlet, yurtdışına çıkış yasağı getirildiği için, Sabahattin Ali illegal yollardan Bulgaristan üzerinden kaçmayı planlamaktaydı. Fakat hala tam anlamıyla aydınlatılmamış bir biçimde 1948 yılında S. Ali bu yolculukta kaybedildi.. 1990’lı yıllarda bir devlet politikası haline gelen zorla kaybettirmeler düşünüldüğü vakit, Sabahattin Ali, 1920’lerden sonra devletin kaybettirdiği aydın sayılabilir. Ölümünden sonra, kendisini vatansever olarak nitelendiren Ali Ertekin isimli şahıs, Sabahattin Ali’nin ölümünün ardındaki fail olduğunu iddia etti. Sabahattin Ali’nin ölümü üzerine 2012 yılında yayımlanan bir kitapta ilk kez yayımlanan röportajda Ali Ertekin, aynı zamanda Türk istihbarat servisinin çalışanı olduğunu belirtmekteydi.

Durum

Tamamlanmış

Tarih

2009 — 2011

Destekçiler

Projenin Anlam ve Kapsamı

Sabahattin Ali için kalıcı bir hafıza sahasının ortaya çıkması, önceden gerçekleştirilmiş bir dizi dinamik hafızalaştırma girişimleri sayesinde oldu. 1990 yılından bu yana, bir grup yerel aydın tarafından “Sabahattin Ali Kültür Günleri” adıyla bir kültür festivali düzenlenmekteydi. 1994 yılında, bu girişim Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından da desteklenmeye başlandı. Aynı yerel aktivistlerin girişimleri sonucu kalıcı hafıza sahaları da ortaya çıkmaya başladı. 2010 yılında, Kırklareli şehir merkezinde Sabahattin Ali Parkı isminde kamusal bir park yapıldı ve aynı zamanda bu park içinde Sabahattin Ali’nin bir heykeli dikildi. Sabahattin Ali’nin, Türk edebiyatına yapmış olduğu katkının yanı sıra, hatırlanma sebeplerinden birisi de kuşkusuz ki ölüm biçimiydi. Adını kolektif hafızada canlı tutma çabalarının altında yatan temel neden, Sabahattin Ali’nin kaybedilmesiydi.

Projenin Etkileri

Bu hafızalaştırma çalışması, Sabahattin Ali’nin yakın akrabalarını yapılan anmalar sürecine dâhil ederek önemli bir adım attı. Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, Kırklareli’nde yapılan kültürel etkinliklere katıldı. Bu etkinlikler, Sabahattin Ali’yi kolektif hafızada canlı tutmanın yanı sıra, kızı üzerinde önemli etkilerde bulundu. Filiz Ali’ye göre, babası için yas tutabileceği bir mezarın olmaması yaşadığı zorlukların başında gelmekteydi. Bu bağlamda, Sabahattin Ali öldürüldükten sonra gömülme işlemine tanık olduğunu iddia eden yerel bireylerin göstermiş olduğu cinayet mahallinde sembolik bir mezar inşa edildi. Bununla birlikte, her yıl düzenlenen etkinlikler, Sabahattin Ali’nin ailesinin hissettiği acıya kısmi teselli oluyor.

Karşılaşılan Zorluklar

Sabahattin Ali’ye dair hafızalaştırma çabaları gerçekleştirilirken karşılaşılan ciddi bir yasal veya siyasi engelden bahsetmek pek mümkün değil. Buna rağmen, süreç içinde karşılaşılan en ciddi zorluk, yaşanan zorla kaybetme olayının faillerinin tespit edilememesi oldu. Devam etmekte olan yargılama süreci sona erdikten sonra, Mayıs 2013’te, bazı milletvekilleri yeni bir soruşturma yapılması için hükümeti uyardı. Ne yazık ki, İçişleri Bakanlığı bu talepleri reddetti ve dava dosyasının kapandığını belirtti. Sabahattin Ali’yi kaybettirenlerin ortaya çıkarılması için devlet belgelerinin açıklanması hususunda hükümetin ciddi bir kararlılık ortaya koyması gerektiği açık. Bu bağlamda, Sabahattin Ali’ye dair yapılan hafızalaştırma çabalarının yüz yüze kaldığı temel sorun, bu girişimlerin hakikatleri ortaya çıkarma sürecine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği oldu. Her ne kadar T.C. Eğitim Bakanlığı tarafından Sabahattin Ali’nin kitapları 100 Temel Eser listesine dâhil edilmiş olsa da, aynı ilginin Sabahattin Ali’nin zorla kaybedilmesi konusunda sarf edildiğini söylemek güç.