Musa Anter Hafıza Sahaları

Türk devlet ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında 1984 yılında başlayan ve 1990’lı yıllarda en yoğun dönemini yaşayan bir silahlı çatışma süreci yaşandı. Her ne kadar bu kanlı savaş döneminin hakikatleri hala ortaya çıkarılmamış olsa da, yaklaşık 50 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve Kürt bölgesinde yaşayan 2 milyon civarında insanın zorunlu göç politikasına maruz bırakıldığı tahmin ediliyor. 1990’lı yılların başından itibaren, Kürt hareketinin yaratmış olduğu siyasi hareketliliği durdurmak adına Türk devleti bir kontrgerilla harekâtı başlattı. Bu yeni kontrgerilla yapılanmasına göre Jandarma İstihbarat Teşkilatı (JİTEM) olarak bilinen yapı gerçekleştirilen binlerce faili meçhul cinayetlerden sorumlu olan kurumların başında gelmekte. İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, bu şekilde öldürülen sivillerin sayısı 1901 ile 7000 arasında değişiyor. Öldürülen ve zorla kaybettirilen insanların sayısı hala tam olarak bilinmediğinden, bu süreçte yaşamını yitiren sivillerin sayısının 7000’den fazla olması da mümkün.

Ünlü Kürt aydını ve gazeteci Musa Anter de, JİTEM tarafından öldürülen binlerce kişi arasında yer alıyor. Musa Anter, tüm hayatını Kürt kimliğinin tanınması ve Kürtleri ayrı bir etnik-ulusal grup olduğunun inkâr edilmesine karşı mücadele ile geçirdi. Anter, 1930’lu yıllardan itibaren, Kürtçe veya Kürt kimliğinin tanınması için yazdığı yazılar, yaptığı konuşmalar ve örgütlenme faaliyetleri nedeniyle “Kürtçülük” ve “bölücülük” yaparak “devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü” aleyhine faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle sayısız kez cezaevine girdi. Anter, İstanbul Kürt Enstitüsü ve Mezopotamya Kültür Merkezi gibi Kürt dili ve kültürü üzerine çalışmalar yapan öncül sivil toplum örgütlerinin de kurucuları arasında yer aldı. Musa Anter’in öldürülmesine dair gerçekler, eski JİTEM üyesi Abdulkadir Aygan’ın açıklamaları ile ortaya çıktı. Musa Anter ile yeğeni, 20 Eylül 1992 yılında JİTEM üyelerinin planladığı ve yürüttüğü bir suikast planına maruz kaldı ve Anter bu suikast sonucunda yaşamını yitirdi. 2006 yılında, yaşam hakkı ihlal edildiği, yeterli ve gerekli yargılama süreci yürütülmediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk devletini 26,500 Avro tutarında para cezasına çarptırdı.

Cinayet sürecinde rol alan bir JİTEM üyesi, Anter’in nasıl öldürüldüğüne dair detaylı bir şekilde bildiklerini anlatmış olsa da, AİHM kararından sonra bile bu tanıklığın dava sürecine etki etmesine ve davanın yenilenmesine yönelik hukuki zorunluluk olmasına karşın bir şey yapılmadı. Ancak, Haziran 2012’de, cinayeti gerçekleştirdiğine inanılan zanlılardan birisi olan Hamit Yıldırım gözaltına alındı. Yargılama sürecine ilişkin yeni bir gelişme olmaması durumunda, zanlıların hepsi zaman aşımı nedeniyle cezasızlıktan faydalanmış olacaktı. Lakin Temmuz 2013’te, yargılamalar yeniden başladı ve adaletin yerini bulması yönünde umutlar canlı kalmaya devam ediyor.

Durum

Tamamlanmış

Tarih

1993 — 2012

Projenin Anlam ve Kapsamı

Musa Anter, Kürt bölgesindeki savaşın en zirve yaptığı ve barışçıl gösteri ve eylem yapmanın neredeyse imkânsız olduğu bir dönemde öldürüldü. Musa Anter adına yapılan ilk hafızalaştırma çalışması, 1993 yılında başlayan “Musa Anter Gazetecilik Ödülleri” oldu. İnsan hakları odaklı habercilik yapan gazetecileri ödüllendirmek amacıyla başlatılan bu çalışma, Musa Anter’in  öldürülmeden önce çalıştığı Gündem gazetesi tarafından yapıldı. Musa Anter’in anısını yaşatmayı amaçlayan bir diğer çaba ise, içinde insan hakları kuruluşlarını ve taban hareketlerini barındıran bir anma girişimi olarak 1993 yılından itibaren başlayan, Anter’in vurulduğu noktada yapılan anma töreni oldu. Kürt hareketinin 2000’li yıllarda belediye seçimlerinde ciddi bir başarı göstermesi sonrasında ise Anter’e ilişkin yeni bir hafızalaştırma dalgası başladı. Diyarbakır’daki Yenişehir Belediyesi 2005 yılında faili meçhul cinayetler nedeniyle yaşamını yitirmiş olanlar için bir anıt yaptı ve bunu Musa Anter’e adadı. Bu anıt, Babek Sophi isimli İranlı sanatçı tarafından yapıldı ve Seyrantepe’de Anter’in katledildiği yere yakın bir noktaya yerleştirildi. 3,5 metre uzunluğunda olan bu anıt, kitaplardan yükselen bir ağaç gövdesini tasvir ediyor.. Bu anıtın açılışına Musa Anter’in akrabaları, yakın arkadaşları ve kalabalık bir halk kitlesi katıldı. Bu anıtın mottosu ise Musa Anter’in hayattayken dile getirdiği “Zulüm Kader Değildir!” cümlesi oldu. 2007 yılında ise Musa Anter’in doğum yeri olan Mardin’in Nusaybin ilçesinde Musa Anter’in adını taşıyan bir park açıldı. Bu parkın açılışına Demokratik Toplum Partisi’nin önde gelen kişileri ile geniş halk kitleleri katıldı. Bu park, birincil işlevinin yanı sıra sonrasında protestoların ve eylemlerin gerçekleştirildiği bir mekan olarak da kullanılıyor. Temmuz 2012’de ise benzer bir proje Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde gerçekleştirildi. Eylül 2012’de de Musa Anter’in Mardin’deki evi, ziyaretçilerin çalışmak için vakit de geçirebileceği şekilde yeniden tasarlanarak içinde kütüphane de barındıran bir müzeye dönüştürüldü. Bu müzenin açılışına sadece Musa Anter’in yakınları değil, aynı zamanda devlet güçleri tarafından öldürülen Hrant Dink ile Metin Altıok’un yakınları da katıldı. Ayrıca, Musa Anter’in hayatı, yönetmenliğini Aydın Orak’ın üstlendiği 2014 yapımı “Asasız Musa” filmiyle beyaz perdeye taşındı.

Projenin Etkileri

Musa Anter cinayeti, sadece Kürtler için siyasi bir simge olmanın ötesinde sürmekte olan Kürt meselesine çözüm süreci için büyük anlam ifade ediyor. Anter’in katillerinin yeniden yargılama sürecine dâhil edilmesi, demokrasi yanlısı güçlerin hafızalaştırma çabaları da dâhil olmak üzere bir dizi mücadele yönteminin ilgili yargı makamları ve karar vericiler üzerinde yarattığı etkiler sonucu gerçekleşti. Musa Anter adına yapılan hafızalaştırma çabaları sayesinde Kürt toplumunu da aşan bir şekilde toplumların kayda değer bir kesiminin kolektif hafızasında Anter’i ve öldürüldüğü gerçeğini diri tuttu.  Bu hafızalaştırma çabalarının bir diğer etkisi ise Anter ailesi üyelerinin acılarının devlet tarafından olmasa bile Kürtler ve demokrat kamuoyu tarafından paylaşıldığını gösterdi.

Karşılaşılan Zorluklar

Abdulkadir Aygan’ın yaptığı açıklamalara göre, Musa Anter’in öldürülmesi kararı JİTEM için “çalışan” üst düzey yetkililer tarafından verildi. Bu noktada karar alıcı olanlar an itibariyle kayıp durumda veya öldü. Bu yüzden de esas infaz emri verenler hala cezasızlık zırhından faydalanıyor. Anter cinayetinin aydınlatılması demek, o dönemde paramiliter güçler tarafından işlenmiş olan birçok “faili meçhul” cinayetin nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin mekanizmaların nasıl çalıştırıldığının da ortaya çıkarılması anlamına geliyor. Devlet güçleri tarafından hakikatlerin ortaya çıkarılması bakımından yaratılan engellemeler diğer bir yandan da hafızalaştırma çabalarına duyulan ihtiyacın ne kadar yakıcı olduğunu da gösteriyor. Süreç içinde karşılaşılan engellemelerden bir diğeri ise, 2008 yılında Musa Anter ile Deniz Gezmiş’in heykelleri yapılmalıdır diyen Mahmut Alınak’ın Suçu ve Suçluyu Övme cürmü işlediği gerekçesiyle 25 günlük hapis cezasına çarptırılması oldu.